ANKETİMİZ

Anket bulunamadı

Gülen Hocaefendi Kürtlere Beddua Etti mi?

Fethullah Gülen’in 24 Ekim 2011 tarihli “Terör ve Izdırap” konulu sohbetinin içeriğiyle ilgili kamuoyunu yanlış yönlendirme çabası içinde olan art niyetli yayınlar nedeniyle bazıları Fethullah Gülen’in Kürtlere beddua ettiği,

22 Şubat 2012 21:47


Ahmet Görçüm / Merkürhaber

Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 24 Ekim 2011 tarihli “Terör ve Istırap” konulu sohbetinin içeriğiyle ilgili kamuoyuna yanlış yönlerme çabası için olan art niyetli yayınlar nedeniyle bazıları Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Kürtlere beddua ettiği, hatta daha da ötesinde ölüm emri/fetvası verdiği şeklinde ithamlarda bulunuyor. Öncelikle şunu belirtmek lazım ki Fethullah Gülen Hocaefendi’nin o konuşmasında yaptığı şey beddua değildir. Düşmanlık yapanlara ve üstelik bu düşmanlık yapanlar içinde asla ıslah olmak niyeti olmayacak amansız düşmanlara yöneliktir. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin “fıs-ü fücura ve gayz-ü nefrete kilitlenmiş kan dökmeden zevk alan canavarlar” için, üstelik de arasında sadece hidayet ve ıslah olmayacak kimseler için kullandığı ifadeler şu şekildedir:

“Allah’ım, birliğimiz sağla, lutfeyle, aramızı telf buyur, bizi vifak ve ittifaka muvafffak kıl. Ve bir kısım düşmanlık yapanlar varsa Allah’ım, bunların içinde ıslahını murad buyurmadığın insanlar vardır, hidayetini murad buyurmadığın insanlar vardır. Hidayetini ve ıslahını murad buyurduğun insanları ıslah eyle Allah’ım. Kalplerine salah ver, kafalarına salah ver. Islahını murad buyurmadığın ve onların da ıslah istemediği kimseler varsa, Allah’ım onların da altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, feryad u figan sal, köklerini kes, kurut ve işlerini bitir.”

Biraz vicdanla bu sözlerin yer aldığı sohbeti okuyanlar ya da dinleyenler göreceklerdir ki: Hocaefendi, terörün yaraladığı insanlara sükûnet çağrısında bulunuyor. ‘Kimsenin tepesine balyoz gibi inmenin çözüm olmadığını, sadece acıyı ve kini büyüttüğün, yeni nesillerin tevarüs ettiği bu kinin bir milleti yutacak hale geldiğini’ anlatıyor. Meseleyi daha ileri taşıyarak şunları söylüyor: “ Herkesin çok dikkatlı ve temkinli olması, kışkırtmalara gelmemesi ve hele ‘mukabele-i bilmisil’ kaide-i zalimânesine girmemesi lazımdır. Bağırıp çağırmalarla, ‘Şehitler ölme, vatan bölünmez’ sloganlarıyla problem çözülmez. O fitne ve fesadın önüne geçilmesini isteyenler, tenkit ve tekliflerini yetkililere verecekleri sağlam metinler halindeki raporlarla ve bildirilerle masumca ifade edebilirler. Meselenin üzerine bağırıp çağırarak, yakıp yıkarak ve öldürerek değil, akıl, firaset ve şefkatle gidilmedilir.” Hocaefendi, tam bu noktada dinin müntesiplerine sunduğu bir imkânı hatırlatıyor: Dua. Akan kan karşısında gerilime geçen insanlara, ‘intikamı düşünmeyin, hatta sokakta slogan bile atmayın’ dedikten sonra bir deşarj imkânı sunmak lazım. Hadislerde ifadesini bulan ‘kötülüğü eliyle, diliyle düzeltmek ve hiç olmazsa kalpten karşı çıkmak’ burada devreye giriyor. Önce ıslah için dua, sonra ıslah olmak isteyenler için Allah’a havale edebilirsiniz deniliyor. Allah’a havale, o gerilimi düşürmenin en az hasarlı yoludur. Dindar toplumu tanımayanların ve hidayet-ıslah şartlı havale ile beddua farkını bilmeyenlerin yorumları burada hakikati ıskalıyor ya da kasten çarpıtıyor.
Bu haber 641 kez okunmuştur.
Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz Maksimum 1000 karakter
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

Yorumlar

0

Onay Bekleyenler

0
  Yükleniyor...